Mükemmellik Hissi

İnsanın kendini mükemmel hissettiği an, çoğu zaman en kırılgan olduğu andır.

Çünkü mükemmellik sabit bir zirvedir; üzerinde yürünmez, sadece bakılır. Ve bakarken düşülür.

Ben bu yüzden mükemmelliğe temkinli yaklaşırım. Kendimi zirvede hissettiğimde bilinçli olarak dengesizleştiririm. Terazimi sallarım. Kelimeleri seçmem, seçtiklerimi bozmak isterim. Çünkü içimde biliyorum: mükemmel olmak, özgür olmamın önüne geçer. Mükemmel olursam, artık gelişemem. Gelişememekse, benim için bir tür iç çürümedir.

Hata yapmak, bazen bir soluk almak gibi gelir. Bir kusur, bazen içimde tıkanan duygulara açılan bir kapıdır. “Doğru” olanı yapmaya çalışırken ruhum susar; ama bir hata yaptığımda, içimdeki ses konuşmaya başlar. Bazen bilerek hata yaparım. Sırf o ses tekrar gelsin diye. Kendimi tekrar duyabileyim diye.

Bu yüzden mükemmelliğe direnmek benim için bir zayıflık değil, bir içsel savunma mekanizmasıdır.

Çünkü mükemmellik bana göre bir kapan, bir cam fanus. Güzeldir ama havasızdır.

Ben biraz eksik kalmaya razıyım. Hatta o eksiklikle gurur duyuyorum.

Çünkü orada hâlâ dönüşebilecek bir ben var.

Benim terazim esneklik.

Ağır basarsa hafif kalana bakarım.

Bozulursa dengem, ne iyi… yeniden kurarım.

Ve her yeniden kurduğum denge, bir öncekinden daha bana benzer.

Yorum bırakın