bu aşktan fazlası, aşkın vaat ettiği şeylerden fazlasını gördüm. çünkü benim sana vaat edebileceğim şey: aşk; iki insanın birbirlerinin beyin kıvrımlarında, ruhunda gezmek, birlikte susabilmek. mesela bir roman yazmak. birlikte kaldığımız yerden diğerimizin devam ettirdiği bir hikaye. iki kişinin bir evren yaratması.ben aşkı izledim; daha fazlasını vaat eden bir ruh göremedim. bir eksikliği kapatmanın arzusu“Tanrılar ve sanrılar” yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: Genel
Entropi
DavunUç benim boynumun soytarısıkirle her cemreyi bana doğru olanunuttum güçbela soluyan perdeleridudaklarımı ısırdıkça kabaran akşamunuttum onu da.Zaten bir tanım değil midirtavsayan düşüp kalkmalarahüznün hacanası diye bildiğim akşambir tanım değil midir o kıyısız ellerimizfırça çekmeye doğru ölümün bacısınaparmak atmaya doğru şiir okuyaraktanaşk -bir tanım değil midir-kusturucu güzellikler ardından.Her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizdeazgın atlar boşandıkça“Entropi” yazısının devamını oku
De profundis
İki gündür yoldaydı. Uzakta harabeler görünmeye başlamıştı. Onları gördüğünde, hiç bu hâle geleceğini tahayyül edemeyen insanları düşündü; belki kendisi de edemezdi. Harabelere vardığında tek ihtiyacı, rüzgârı kesecek dört duvardı. Bu ihtiyaçla, merakın harmanlandığı meseleydi ona göre: İnsan ne kadar kötü durumda olursa olsun, nefeslenecek vakti varsa lüks dürtülerini de ihtiyacının içine katar, o potada eritirdi.“De profundis” yazısının devamını oku
Şair, Katil ve Maktul
İlk defa gerçekten biri öldü bu köyde. Katilin kim olduğu önemli değildi; ne yapar, neyle uğraşır, ölen bunları bilmedi. Ölen için o, sadece “katil”di. Çevredekiler de onu öyle belledi. Haksız da değillerdi; çünkü birini öldürmüştü bir kere. Leke silinmezdi, ölü de dirilmezdi. Bir bahar günü tanıştı şair, katil ve maktul. Şair beylik laflarını etti; en“Şair, Katil ve Maktul” yazısının devamını oku
Desiderium
Dümenin arkasından karanlığa doğru baktı. Elinde gaz lambası tutan miçonun loş ışığının dalgaları eskisinden daha bilinmez yapmasını gördü. Fırtına doğruydu. Denizin onlara savaş açması doğruydu. Ama kuzey yıldızının yokluğu, pusulanın yönleri ayırt edememesi yanlıştı. Nereye gittiklerini bilmiyorlardı. Kaptan dümeni ilk çevirdiği andan itibaren pusulası ve yıldızı dışında bir şeye bakmamıştı. İlk defa gemidekilere baktı. Güvertede“Desiderium” yazısının devamını oku
Torino Kedisi
Bir kadın, bir kedi ve bir çocuk.Bir tane ceset var ama mezar yok; hareket eden hiçbir şey tanrı olamıyor. Medusa birkaç yazıttan korkuyor. Çocuk gittikçe zayıflıyor. Metruk şadırvan, yağmurla iki kere kadını, kediyi ve çocuğu yıkıyor. Çocuk hâlâ kaderci; yağmurun gözyaşı olduğuna inanıyor. Kadın şefkatli ama zalim, kediyi okşuyor. Çocuk kediyi kıskanıyor; belki kedi de“Torino Kedisi” yazısının devamını oku
Masal
Krallığın Ormanı’nda bir heykel vardı. Onun hakkında rivayetler, hikâyeler anlatılırdı. Derlerdi ki, bir adam onu yontarken yaşlanmış. Ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış bilinmiyor; ama biz onu ormanın ortasındaki heykelden ve altındaki yazıttan biliyoruz: “Mermerden vücudun… Gözlerin, neye bakıyor gözlerin?Mermer değilken, aynı yere bakardık.Seni yonttum ve etrafına çocuklar koydum.Vurduğum her darbe, özlemden ve hayattı.İpimi bağladığım“Masal” yazısının devamını oku
Yargılama üzerine
Çok sevdiğim bir dize var İsmet Özel’e ait:“Hata yapmak fırsatını Âdem’e veren sendin; bilmem onun talihinden ne kadar düştü bana.” Hepimizin öğrendiği ve zamanla kalıplaştırdığı doğrular var. Bazılarını sorgulamaya bile korkarız; çünkü zihnin bütün işlemleri o temel kodların üzerine kuruludur. Bu kodlardan birini değiştirmek, günlük konuşmalardan bir “merhaba”ya kadar her şeyi sekteye uğratabilir. Hatta sanki“Yargılama üzerine” yazısının devamını oku
Hikaye
Bir sabahtı.Gözlerini açtığında, içindeki ağırlık dünü çağırmaya başladı.bahçede gömülü adam geldi aklına.Mezarını belli belirsiz yapmıştı; tamamen gizlemek için de uğraşmamıştı.Belki de sırlarıyla tek başına yaşamak zor gelmişti.Bütün gün kimsenin tanımadığı, görmediği biriyle kim sohbet etmek isterdi ki?İhtiyaçları için çarşıya inmeye karar verdi.Kapıdan çıktığında mezara bakmadı.Yola çıktığında arabacıyı gördü, selamını verdi.İçinde bir yaşam kıpırdadı.Çok ileri gitmediği“Hikaye” yazısının devamını oku
All boundaries are conventions
All boundaries are conventions Tüm sınırlar uzlaşmadır. Ama kimler arasında, neyin karşılığında ve neden? Müziğin büyüsü ve bu replik bir araya gelince, anlam arayışına yeni bir kapı aralanıyor.Tüm sınırlar uzlaşmadır — peki bu ne demek?Biriyle düşman da olsak, aşık da olsak — bir sınır hep vardır.Sadece yer değiştirmiştir. Yakına çekilmiş ya da uzağa itilmiştir. Tarz“All boundaries are conventions” yazısının devamını oku