Bir kadın, bir kedi ve bir çocuk.
Bir tane ceset var ama mezar yok; hareket eden hiçbir şey tanrı olamıyor. Medusa birkaç yazıttan korkuyor. Çocuk gittikçe zayıflıyor. Metruk şadırvan, yağmurla iki kere kadını, kediyi ve çocuğu yıkıyor. Çocuk hâlâ kaderci; yağmurun gözyaşı olduğuna inanıyor. Kadın şefkatli ama zalim, kediyi okşuyor. Çocuk kediyi kıskanıyor; belki kedi de çocuğu apansız tırmalıyor. Şadırvana çökmüş ceset, çocukla karışıyor.
Çocuk sordu: “Niye peki?”
Kadın cevapladı: “Her şey bir şeye hizmet etmek zorunda değil. Yaşam sınav değil, şu andır.”
Çocuk gökyüzüne baktı; inançlarını harcadı. Kediyi bir daha kıskandı. Cesedin varoluşu parçalandı. Çocuk toprağın altından konuşuyor; kadın kazdıkça çocuk gömülüyor.
Çocuk “bir yolunu bulurum” diyor. Kedi ortalarda görünmüyor. Medusa belirmiyor. Çocuğun sağ omzu ağırlaşıyor. Şadırvanın dibindeki ceset ağırlaşıyor.