Davun
Uç benim boynumun soytarısı
kirle her cemreyi bana doğru olan
unuttum güçbela soluyan perdeleri
dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam
unuttum onu da.
Zaten bir tanım değil midir
tavsayan düşüp kalkmalara
hüznün hacanası diye bildiğim akşam
bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz
fırça çekmeye doğru ölümün bacısına
parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan
aşk -bir tanım değil midir-
kusturucu güzellikler ardından.
Her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde
azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan
uç benim boynumun soytarısı
dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan
göğsümde serinleyen akçıl kuşların
esirgeyen bağışlayan DİRENME’nin adıyla
indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan
indir, indir de
geceleyin dupduru bir iniltiyi
bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-
Fırlamayım, bıktım tanımlanmaktan.
Leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü
akçıl göçmen kuşları çünkü
çünkü özentisiz taşra yanakları
gibi çarşılara ilşkin
firegili göklerin altında olmak gibi
yatırları severim
paskalya tatilini.
Her tanım zorlu kilitlerdir belki de
çaput yıldızları aşka dayalı duran
uç benim boynumun soytarısı
böğrümde avrupalı atları koşuşturan
aşkım, tanımım, yanaşmam.
— İsmet Özel
⸻
Tek cümlesini hatırladığım bir şiirini okumuştu bana: “Şafaklar oldu.”
Ben bilen değil, hisseden biriyim galiba. O gün bana siyah beyaz değil, gri olduğumu söylemişti. Belki de küçük çocukların birkaç marjinal düşüncesinden böyle söylemişti, hatırlamıyorum. Kıyıya vuran dubanın üstünde birbirlerine baktılar; güzel bir sahneydi. Sitem etmiyorum. O kadar zor yazıyorum ki, galiba ben de tükeniyorum.
Evet, bazı şeyler düşünüyorum, yazıyorum.
Ben onlar değilim; onlar bir zamanlar ben olsalar da…
Bu ne demek, onu da bilmiyorum.
Kalemim çok ağır, aksak.
Keşke diyorum sadece; devam ediyorum.
Hislerime ulaşamıyorum.
Sanki kendi kendimi ikna ediyorum.
Suni bir sancı mı veriyorum kendime?
Kafka’nın “Özgürüm, bu yüzden kayboluyorum.” cümlesini gördüm bugün.
Bunun hakkında etik, ahlak, toplum üzerine birçok yazı yazılmıştır.
Herkesin adına konuşamam, düşünebilirim belki.
Fakat farklı bir varyanttan, dahası olur mu bilemem.
Küçümsemiyorum…
Ama hislerimi izlemek sanki tekillikten kuantum verisini
bir saatin yelkovanına aktarıyorum.
“Aşk bir tanım değil midir kusturucu güzellikler ardından?”
Evet, ben de bir mektup yazdım ve müziğe emanet ettim ve bu yüzden gökte değil yeryüzündeyim.